22 06 2009

Hayatımızı binlerce yıl önce değiştirdiler



Listverse.com internet sitesi, modern zamanın vazgeçilmezi olan, ancak kökeni zannedildiğinden çok daha eskilere, antik çağlara kadar dayanan on buluşu derledi.
Listede, Antik Yunanlar ve Romalılar arasında son derece popüler olan futbol, 4 bin yılı aşkın geçmişiyle tıbbi dikiş ipleri, diş macunu ve şemsiye de yer alıyor


1- DİŞ MACUNU:

İlk diş macunu tarifi, M.S. 4. yüzyıla ait olan bir Mısır el yazmasında yer alıyor. Tarifin ana maddesini, süsen çiçeklerinden elde edilen bir karışım oluşturuyordu.



2- ŞEMSİYE:

Asur Devleti’ne başkentlik yapan Ninova’da bulunan heykeller, şemsiyenin kullanımına dair ilk izleri taşıyor. Şemsiyeler, o devirlerde güneşten korunmak için kullanılıyordu. İlk açılıp kapanabilen şemsiyeler ise 2. yüzyılda Çin’de üretildi.







3- İŞLENMİŞ KAUÇUK:

Aztekler, M.Ö 1600’de bölgede yetişen bir ağaçtan kauçuk elde ediyorlardı.



4- SPEKULUM:

Bedenin iç kısımlarını muayene etmeye yarayan spekulumlara dair ilk izler, volkanik küller altına gömülen Pompeii’de bulundu.


5- TERSANE:

Dünyanın bilinen en eski tersanesi, M.Ö. 2400’de Hindistan’da inşa edildi.


6- SABUN:

Sabun üretimine dair ilk kanıt, M.Ö 2800’de Babil uygarlığına dek dayanıyor.






7- HARİTA:

Dünyanın en eski haritası, Babil’de bulunan ve M.Ö 2500’den kalan bir tablette kazılı.


8- TIBBİ DİKİŞ İPİ:

En azından 4 bin yıllık geçmişi olan tıbbi dikiş ipleri, eski çağlarda ketenden ya da hayvanların kas liflerinden yapılıyordu.


9- DİŞ FIRÇASI:

Eski çağlarda diş fırçası olarak kuş tüyleri, hayvan kemikleri ve misvak kullanılıyordu.


10- FUTBOL:

Tarihçilere göre futbolun ilk versiyonu sayılan ‘harpastum’, Romalıların ‘episkyros’ dedikleri bir takım oyunundan geliştirildi.

16 06 2009

Geleceğin teknolojilerinin temelleri atılıyor...

Teknolojinin bize sunulduğu kadarını biliyoruz ama bir yerlerde geleceğin teknolojileri şekilleniyor

Geleceğin teknolojileri
Teknolojinin bugün ulaştığı noktayı bundan 10 yıl önce ön görmek çok zordu.

Bazı ender dehalar hariç, teknolojinin yıllar sonrasına neler getireceğini ön görmek kolay kolay kimsenin harcı değil. Bill Gates zamanında "640 KB bellek herkes için yeterli olmak zorunluluğundadır" demişti. Benzer şekilde IBMin o dönemki yöneticisi Thomas Watson, 1943 yılında "dünya üzerinde ancak beş bilgisayarlık bir pazar olabilir" demişti.

Fakat günümüzde teknolojinin baş döndürücü ilerleme hızı, bu konudaki ön görülerde bulunanları da çok daha dikkatli konuşmaya yöneltiyor. Bugün için bile hala aklımızın almayabileceği teknolojilere en fazla "olabilir" diyoruz. Fakat biz geleceğinin teknolojilerinin neler olacağını tahmin etmeye çalışırken, dünyanın bir yerinde birileri bu konuda somut adımlar atıyor.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ya da daha yaygın bilinen kısa adıyla MIT, teknoloji konusunda en önemli çalışmaların yapıldığı kurumlardan biri. Ve işte şu anda MITde şu anda üzerinde çalışılan geleceğin teknolojilerinden bazıları...

1000 GHz işlemci
MITdeki bilim adamlarının şu sıralarda üzerinde çalıştıkları projelerden ilki yeni bir işlemci.

MITnin yeni işlemcisinde grafin adı verilen özel bir madde kullanılıyor. Tamamen karbondan oluşan grafin, bilim adamlarının genellikle radyolarda ve benzeri elektronik cihazlarda kullanılan frekans çoğaltıcıyı işlemcide de kullanmasına imkan tanıyor ama frekanstaki gürültüsünü eleyebiliyor. Sonuç olarak bu durum, işlemcinin teorik olarak 1000GHz hıza ulaşmasını mümkün kılıyor.

Planlara göre bu işlemci hem bilgisayarlarda, hem de cep telefonu gibi işlemciye ihtiyaç duyan diğer cihazlarda kullanılabilecek. Üstelik MITnin Elektronik Mühendislik bölüm başkanı Tomás Palacioya göre bu işlemcinin ticari olarak kullanılmaya başlaması için sadece bir veya iki yıllık çalışma daha yapılması gerekiyor.


Virüsten pil
Normal şartlarda virüs kelimesi hiç birimize pek sevimli gelmez.

Ne bilgisayar ortamında, ne de gerçek hayatta. Fakat MITdeki bilim adamları konuya bizlerden daha geniş bir perspektiften bakmayı başarabiliyorlar. Böyle olunca da, gerçek hayatta bizi korkutan virüsleri bir anlamda "ehlileştirerek", teknolojinin hizmetine sunuyorlar.

MITnin taşınabilir cihazların pil ömrü sorununa getirdiği çözüm ise cebinizde virüsten imal edilmiş bir pil taşımak! Bu şekilde söyleyince kulağa çok sevimli gelmese de, bu virüslü pilin ömrü bugün kullandıklarımıza göre çok daha uzun olabiliyor. Bilim adamları zararlı olmayan ve genetik yapısı değiştirilmiş bu virüsleri, bir karbon materyali ile birlikte kullanarak pillerin katodunu oluşturuyorlar.

Bu uzun ömürlü pillere bir de MITnin diğer bir projesi olan, Li-ion pillerin çok hızlı şarj olmasını sağlayacak teknoloji de eklendiğinde pil sorunu neredeyse ortadan kalkmış olacak. Bilim adamları her iki teknolojinin de gerçek hayatta kullanılmak için sadece birkaç yılı olduğunu söylüyorlar.

Doğa dostu araba
MITnin pil konusunda çalışmaları henüz cep telefonları konusunda bir sonuca ulaşmadı ama elektrikli arabalar üzerinde yaptıkları benzer çalışmalar meyvelerini vermeye başladı bile.

Hatta Chrysler çok yakında MITnin geliştirdiği, kobalt oksit yerine demir fosfat kullanılan Li-ion piller ile çalışan modellerini piyasaya süreceğini açıkladı ile.

Fakat MITnin araba konusunda tek çalışması bu değil. Pil yerine doğrudan güneş enerjisi ile çalışacak arabalar da MITnin ilgi alanına giriyor. Fakat ne yazık ki güneş enerjili arabaların yakın zamanlarda seri üretime geçmesi söz konusu değil. Bilim adamları bu konuda henüz çalışmaların yeterli seviyeye ulaşmadığını söylüyorlar.

Diğer yandan MIT öğrencilerinin geliştirdiği "darbe emici"lerin hayata geçmesi daha az zaman alacak gibi görünüyor. Bu darbe emiciler, arabaların tümseklerden geçerken meydana gelen sarsıntıların oluşturduğu enerjiyi depolama ve yakıt olarak kullanmaya yarıyor.
Bu araçlar belki Monaco sokaklarında sık sık yolda kalabilir ama Türkiyede piyasaya çıktıktan sonra bakarsınız belediyeler tarafından "çok kullanışlı" oldukları için ücretsiz bile dağıtılabilir...



Korkutmayan robotlar
Özelliklerinin yanı sıra, görünüşü de güzel olan robotlar üretmek düşünüldüğünden daha zor olabilir.

Fakat bu biz kullanıcılar için önemli bir detay. Üstelik de bilim kurgu filmlerinin katil robotlarının anıları zihnimizde her daim taze iken.

MITde robotlar üzerine yapılan çalışmaların bir kısmı tamamen robotların görünümü üzerine yoğunlaşmış durumda. MITye göre robotlar hem pek çok işlevi yerine getirmeli, hem de görünüşü ile insanları tatmin edebilmeli. Bunun ilk denemesi Kismet adlı robottu. İnsansı yüz ifadeleri olmasına rağmen görünüşü çoğu kimseyi tatmin etmedi. Ardından Huggable geldi. Dış yüzeyi tamamen bir oyuncak ayı gibi kaplanmış olan Huggableın sorunu da yeteneklerinin sınırlı olmasıydı.

MITnin son robotu ise Tofu. Tüylü ve çok sevimli görünen bu robotun özellikle çocuklar tarafından çok sevileceği tahmin ediliyor çünkü yüz ifadeleri geliştirilirken Disneyin çizgi filmlerinden esinlenilmiş.

MITnin diğer bir projesinde ise robotlar birer bahçıvana dönüşüyor. Bir robotik eli, bir sulama hortumu ve bir dijital algılayıcısı olan bu robotlar, bahçedeki hangi sebzenin ne zaman sulanması gerektiğini yaptıkları ölçümler sonucunda karar verebiliyorlar. Bu da yetmezmiş gibi en uygun vakti hesaplayarak, mahsulleri bile kendileri toplayabiliyorlar.


Azınlık Raporundaki sistem gerçek...
Tom Cruiseun baş rolünü oynadığı Azınlık Raporu (Minority Report) adlı filmi seyretmiş miydiniz?

Peki o filmdeki kullanılan sistemin aslında MITnin bir projesinden esinlendiğini biliyor muydunuz?

MITden Hiroshi Ishii uzun süredir etkileşimli kontrol sistemleri olan bir çeşit "duvar" ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor. G-Speak olarak adlandırılan bu inanılmaz sistem üzerinde çalışan tek kişi Ishii değil. Pek çok MIT öğrencisi ve Oblong Industries de yine G-Speaki geliştirmek üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Hatta şu anda halen geliştirilmekte olan sürümü bazı çok büyük şirketler tarafından kullanıyor bile.

Bu arada Appleın da benzer özelliklere sahip bir işletim sistemi için paten aldığını ve Microsoftun da Surface ismiyle benzer çalışmalar sürdürdüğü biliniyor.